Dünya Dışı Yaşam Macerası 1. Bölüm

Değerli okuyucular yaklaşık 3 yazıdan oluşak bu yazı dizisinde insanlığın Dünya dışı kolonileşme serüveni, Dünya dışı yaşam, uzaylı kavramının irdelenmesi ve son yazıda da küçük bir sürpriz son ile farklı bir bakış açısı sunacağız, hazırsanız başlayalım.

Bildiğiniz üzere insanlık bir süredir başka bir gezegende yeni bir yerleşim ve hatta yeni bir medeniyet başlatmak istiyor. SpaceX, Blue Origin, Nasa ve birçok kuruluş ve hatta özel girişim bu amaçla bazı süreçleri işletmeye çoktan başladı bile.

Elon Musk: Mars kolonisi insanlığı yıldızlararası yaşama hazırlayacak |  Independent Türkçe

Özellikle SpaceX Starship projesi, Bas Lansdorp’un Mars One projesi bu yolda atılmış ciddi adımlar olarak görülmekte. Aslına bakarsanız özel şirket ve ajanslardan ziyade şu an bazı devlet politikalarında bile Mars’a yerleşim hazırlıkları başlamış vaziyette. Birleşik Arap Emirlikleri de bu ülkelerden bir tanesi.

Bir Yere Gitmek Zorunda mıyız?

Görünen o ki insanlık bir şekilde Dünya dışında bir yaşam başlatmayı kafasına koymuş gibi. Esas nihai amaç ise bu hedefi Güneş sisteminin dışına taşıyabilmek. Yani ola ki çok uzak olmayan bir gelecekte insanlık Ay, Mars ya da Titan’da bir koloni kursa dahi aslında bu çalışmaların tamamı bir ön gösterim yani demodur. Esas amaç ise bu eylemi Güneş sistemi dışında gerçekleştirebilmektir. Zira Dünya’nın ya da Güneş sisteminin kısıtlı bir ömrü vardır ve insanlık “yıldızlar arası” seyahatleri gerçekleştirerek sonsuza dek yaşayabilmek istemekdir. Ne derler bilirsiniz “istemek başarmanın yarısıdır.”

İşte bu istek bir şekilde insanoğlunun çok uzak olmayan bir gelecekte Dünya dışında bir koloni başlatabilme imkanını sağlayacaktır. Tabi bu iş pek de kolay gözükmemektedir. Birçok bilim adamı ve yatırımcı Mars kolonizasyonu projesini gereksiz görmektedir. Hem muazzam maliyetli, hem zorlu hem de zaman alıcı bir operasyon. Ve yine birçok yatırımcı gözünde de “Ölü Yatırım” şeklinde değerlendirilmekte. Yatırımcılar çok da haksız sayılmazlar zira Mars ya da başka bir gezegen, koloni başlatmak değil oraya tek parça halinde gidebilmek için dahi çok zorlu bir görev. Ayrıca Mars ve benzeri gezegenler çok ama çok zorlu koşullara sahiptir.

Ne Gibi Zorluklar?

Mars üzerinden örnek verelim. Mars’ta insanlığı bekleyen birçok sorun var elbette ancak bunlardan en büyüğü atmosferin olmamasıdır. Mars atmosferi Dünya atmosferine kıyasla yaklaşık %90 oranında daha zayıftır. Ayrıca Mars’ın aktif bir çekirdeği de yoktur. Ne olmuş yani diye düşünenler için söyleyeyim, Mars’ın aslında en önemli temel sorunu aktif bir çekirdeğinin olmamasıdır.

Dünyanın manyetik alanının temsili Kaynak: Evrim Ağacı

Gezegenlerin sahip oldukları çekirdekler kendileri için hayati öneme sahiptir zira bu çekirdekler aktif halde iken o gezegenin elektomanyetik kalkanlarını oluştururlar. Elektromanyetik bir kalkan ise o gezegenin önemli bir ölçüdü atmosferi olmasını sağlar. Mars sahip olduğu kütle sebebiyle uzay boşluğundaki bir meteoru ve cismi kendine çekmektedir ve atmoseri yok denecek kadar az olduğu için bu meteorlar Dünya’mızda olduğu gibi yer yüzüne ulaşmadan önce tamamen kül olup gitmez, yani sürekli bir meteor bombardımanı da her an insanlığı ve inşa edilen yapıları tehdit edecektir. Yine atmosfer olmadığı için gezegende oksijen yoktur ama daha kötüsü bu gezegende atmosfer olmadığı için su yoktur. Çünkü yok olup giden elektomanyetik alan sonrası önce atmosfer yok olmaya başladı, ardından bir atmosfer tutuculuğu yani bir azot döngüsü olmadığı için Güneş ışığının zararlı etkileriyle birlikte Mars’taki tüm su, buhar olup uzay boşluğunda yok oldu. Tabi Güneş’i unutmamak lazım, bildiğiniz üzere Dünya atmosferi Güneş’in zararlı ışınlarını absorbe ederek bizleri korur ancak Mars’ta bu absorbsiyonu sağlayacak bir atmosfer yok demiştik. Nasıl baya iç açıcı değil mi? Aslında daha sayılabilecek birçok olumsuz madde var.

Bazıları, Elon Musk atom bombası atarak atmosfer oluşturacak diye aklından geçirebilir ancak Mars çekirdeği aktif hale getirilmediği sürece kalıcı bir çözüm olmayacaktır. Mars’ı cam bir fanus içerisine koyun bir şekilde oksijen üretin yine de göktaşlarından kurtulmanız gerekir, özetle Mars’ta belki de yer altnda yaşamak daha sağlıklı olabilir. E madem yer altında yaşamak daha sağlıklı o zaman neden Dünya’mızda yer altında yaşamanın formülünü değil de Mars’ta yer altında yaşamanın yollarını arayalım (ya da yer üstünde)?

Neyin Peşindeyiz O Zaman

Yukarıda sayılan tüm bu olumsuzluklara ve zorluklara rağmen insanoğlu Mars’ta ya da başka bir yerde bir koloni başlatmalı, o ölü yatırımları gerçekleştirmeli, elde edeceği tecrübe ve bilgi ile bu hedefi son aşamasına ulaştırmalıdır.

Elon Musk’ın sürekli patlayan roketlerini izlemişsinizdir. Her biri milyonlarca dolar değerinde idi ancak Musk her patlama sonrasında etrafta gülücükler saçarak geziyordu. Onun bu halleri üzüntüsünü perdelemek değildi, Musk patlayan her bir roketten aldığı telemetri verileriyle daha iyi roketlerin yapılmasını sağlayacak bilgiyi alıyordu. Bu bilgiyi kimseden satın alamazdı çünkü kimse daha önce böyle bir şey yapmamıştı yani aslında Musk’ın o güleç tavırlarının gerçek sebebi hedefine her patlama sonunda biraz daha yaklaştığını bilmenin getirmiş olduğu mutluluktu nitekim 30 Mayıs 2020 tarihinde Falcon 9 roketleri başarılı bir iniş gerçekleştirdi.

İşte bu sürece benzer bir şekilde Dünya dışı kolonileşme ve yerleşim süreçleri içerisinde birçok başarısızlık ve sorun ile karşılaşılacak ancak insanlığı hedefe işte o başarısızlıklar silsilesi ulaştıracak.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi nihai amaç Mars’ta ya da Güneş sistemindeki başka bir gezegende kolonileşme ya da medeniyet başlatmak değil bunu güneş sisteminin dışında başka bir yıldız sisteminde ya da galakside gerçekleştirmek istemesidir. Neden?

Çünkü Dünya’mız ya da Güneş sistemimiz ya da galaksimiz bir gün ömrünü tamamlayacaktır ancak gelecek insan nesillerinin devamlılığının sağlanabilmesi için galaksiler arasında göçebe yaşam sağlamaya yarayacak teknolojiye ulaşabilmek gerekmektedir.

Şunu diyenler olabilir, hocam hadi başka bir gezegende yaşamı anladık ama başka bir galakside yaşam nasıl sağlanabilir, fizik kanunları gereği ışık hızıly gidebilmek mümkün değildir ve en yakın yıldızlar olan Alpha Centauri 4,4 ışık yılı ve Proxima Centauri ise 4,25 ışık yılı uzaklıktadır. Yani yaklaşık 41,5 trilyon km mesafededirler. İnsanoğlunun en hızlı hareket eden uzay aracı Voyager 1 saatte yaklaşık olarak 61500 km ile hareket etmektedir. Yani olaki Voyager 1 ile yola çıkma imkanımız olsa – ki Voyager bir ulaşım aracı değildir – dahi en yakın yıldıza gitmek için dahi yaklaşık 675 milyon yılda oraya varabiliyoruz.

Bir Warp Motoru temsili Kaynak: Wikipedia

Hesaba baktığınızda rakamlar çok anaormal gelebilir, kontrol edebilirsiniz. Yani bugün en hızlı uzay aracıyla bir yıldıza herhangi bir insanı ya da insanlığı başka bir galaksiye ya da yıldız sistemine götürebilmek pek muhtemel görünmüyor diye düşünebilirsiniz? Ama Bilim sınır tanımaz ve mesafe dinlemez. Bazen imkansızın peşinden koşmak gerekir. Bazen ise kanunları baştan yazmak gerekir. İşte bu sebeple Starshot ve Warp (Alcubierre) projelerini inceleyebilirsiniz.

Starshot Projesinden bir güneş yelkenlisi Kaynak: Wikipedia

Bir sonraki yazımızda bu konunun devamı olarak uzaylı medeniyet ve dünya dışı yaşam meselesini irdeleyeceğiz.

Bu yazı Astrafizik.com yazarı Sinan YAVUZ tarafından kaleme alınmış özgün bir yazıdır, üstünde değişiklik yapmamak ve doğru referans göstermek koşuluyla Astrafizik.com kullanım izinlerine tabi olan bu yazıyı kullanabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Makaleler

More from author

Dünya Dışı Yaşam Macerası 3. Bölüm

Serimizin birinci ya da ikinci yazılarını eğer okumadıysanız okumanızı tavsiye ederiz. İkinci yazımızda sizlerle Dünya dışı canlılardan, şu ana kadar Dünya dışında amip boyutunda...

Dünya Dışı Yaşam Macerası 2. Bölüm

Serinin ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Bir önceki yazımızda kısaca Dünya'mızın, Güneş sistemimizin ve hatta galaksimizin sınırlı bir ömrü olduğundan ve bu sebeple insanlığın ebediyyen...

Güneş vs Yıldız

Konuyla biraz alakası olan okuyucularımız aslında bu başlığın hatalı bir versus olduğunu anlamıştır. Peki o halde neden böyle bir başlık tercih ettik. Aslında yine...